!!!This content has not been translated yet!!!
benim o çocuk, gözü yaşlı ağlayan, varsa Vakfıkebir ekmeğiyle taze soğan, küçüğüm unuturum hasretini, ama söyle kim doldurabilir yerini...
 

Counters

Dün: 3
Bugün: 2
Bu ay: 167
Toplam: 21678
We have 13 guests online
 

c/c++ için yüksek performanslı debug satırları
Cumartesi, 24 Ekim 2009
!!!This content has not been translated yet!!!
bir yazımda gcc -D parametresi kullanarak debug satırlarının yalnızca debug modunda derlenmesini sağlayabileceğimizden bahsetmiştim. örnek olarak debug için kullanacağımız satırları aşağıdaki şekilde tanımlarsak:
 
#ifdef __debug__
printf("Uygulama modu: debug");
#endif

kodu gcc -D__debug__ parametresi ile derlediğimizde bu satır derlenecek ve çalışacak, aksi halde derlenmeyecektir. release modu için -D parametresini vermememiz yeterli olmakta. böylece release modunda bu satır hem boyut hem de performans açısından uygulamaya bir yük getirmiyor; çünkü bu modda bu satır derlenmiyor.

geçen zaman içerisinde debug loglarımı daha düzenli hale getirmek istedim. bu amaçla içinde bulunulan metod adını ve mesajı parametre olarak alan bir metod hazırladım. bu metod aldığı parametreleri uygun şekilde formatlayarak standart çıktıya yazıyor.

 
#ifdef __debug__
/*!
 * External method for debugging. Use this method to print out debug messages.
 */
extern void Debug(const char *aMethod, const char *aMessage){
    printf("\nCANAVAR.DEBUGGING.ENGINE: In Method '%s': %s", aMethod, aMessage);
}
#endif
Read more...
 
kokun muydu saçlarıma sinen?
Salı, 13 Ekim 2009
!!!This content has not been translated yet!!!
kokun muydu saçlarıma sinen? bıraktım onları bir makasın ellerine, zalim en az senin kadar. bir serin özgürlüktür şimdi yüzüme çarpan ve ufukta ellerin bir bilinmezi saran. asiydim ya dindim şimdi, bir deniz gibi fırtınasını özleyen. elimde saçlarım hayalini seyreder oldum bu boş odada. ya bu şehir? baharı mıydı bu şehri bana sevdiren? kış gelince terk etti sanki herkes bu evi ve bu şehri. yalnızlığımdır şimdi doğan her yeni güne ve yanımdaki boş yastığa. saçlarımı serdim üzerine. şimdi ne yana baksam sen. fırtınamla boğmak ister oldum sardığın bilinmezi. yanında sen... elbet kopacak fırtınam, insanlar geri dönecekler bu şehre ve yeniden bahar doğacak üzerime ama ufukta hep sen, yine sen...
 
yeni
Cumartesi, 06 Haziran 2009
!!!This content has not been translated yet!!!
evrimdeki son sıçramanın üzerinden otuz yıl kadar geçmişti. ortaya çıkan yeni türün üyeleri varlıklarını sesli biçimde dile getirmeseler de fark edilmeye başlamışlardı. insanlara özgü şekilde çoğalmışlar, sayıları artmıştı. ama artan bu sayı çoğalan soruları da beraberinde getiriyordu. insanları bir arada tutan kutsallar yeni tür üzerinde hiçbir etki bırakmıyordu. insanlar inançlarıyla varlıklarını açıklayabildikleri, hayatlarını anlamlandırabildikleri halde yeniler için durum aynı şekilde değildi. amaçsız kaldıkça çoğalmanın anlamsızlığını sezmekteydiler. öyle ki artışları artık durma noktasına gelmişti. insanların kutsallarına karşı ilgisizlikleri ortada hiçbir ortak nokta bırakmıyordu. insanları bir arada tutan din ve milliyet gibi olguların anlamsızlığını fark edebilecek sıçramaya maruz kalmışlardı.
Read more...
 
bensizvemutlukal.com
Cuma, 19 Aralık 2008
!!!This content has not been translated yet!!!

bugün daha bir yalnız mı hissediyorsun kendini? durma, sen de üye ol ve paylaş bizimle. unutma senin gibi hisseden binlercesi varsa, asla yalnız değilsin.
http://bensizvemutlukal.com

yıllar önce serin bir bahar akşamı yazmaya başladım "bensiz ve mutlu kal"ı. bitmeyen kitabım, bir ömrün kitabı... paylaşmak istedim sonra. istedim ki ben anlatayım, siz dinleyin. siz anlatın, ben dinleyeyim. biz anlatalım, biz dinleyelim.

bir ömürsün sen. bir ömrün kitabı... bitmeyeceksin. ve bir gün benimle öleceksin. her bir harfin sonsuzluğa dağılacak. oysa ben kelime kelime, hece hece biriktirdim seni. sahip olduğumu sandığım ama aslında olmadığım her şey gibi sen de terk edeceksin beni. beni üzüyorsun kitap, hem de çok... ama gel gör ki seni yazmadan edemiyorum. sana onu yazmadan edemiyorum. çünkü sevmeden edemiyorum kitap, sevmeden edemiyorum...
 
o, elini tutarken ben uzaktan seyrettim seni
Pazar, 09 Kasım 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
mutsuzluğumu döktüm yazılarıma. budur dedim hüzün, acı çekmek budur. hiçbir şey değişmedi ama. göremedim dönüşünü. o, elini tutarken ben uzaktan seyrettim seni. ne kırabildim o sarı otobüsün camlarını, ne de durdurabildim o gri otobüsü. bırak seyredeyim seni, şarap kadehi beni benden alsın, parmaklarım teninde dolaşsın. ne kadar aciz, ne kadar zavallı, ne kadar da kaybedenim bu gece. her geceden daha öte... dökülen şarap kadehi o kurdeleli kağıdı kirletemiyor. sonsuza dek elin onunla. bense kaybedenim sonsuza dek. beceremiyorum hiçbir şeyi, yazmayı bile. en iyi yapabildiğim yazmak bile bu kadar... kelimelerim tanıdık, bildik, sıradan... acılarım da öyle... bırak seyredeyim seni uzaktan. tek yapabildiğim bu. güzel yüzünü seyredip, kokunu hayal etmek... bırak hüznüm arkadaş olsun bana, öylesine yalnızım ki. acıma bana ve sevme beni. ben hayalinle sırdaş her gece, anılarım koklar beni, tek dokunduğumsa şarap kadehi. müslüm baba söyler, herkes güler halime, bense avunurum hayalinle. tek dostumdur o. çok oldu dost bildiklerim beni terk edeli. kapılarımı kapattım gittiğin o gün. şimdi kimseler çalmaz kapımı. yokum ben. öylesine yalnızım, öyle hasretim ki sana... bir çalıversen kapımı. ayıcıklı pijamalarını giyip tekrar, desen ki "sen zeki bir insansın. bu yüzden seni çok seviyorum". oysa biliyorsun ki ellerimi titreten yıllardır, "ben zeki bir insanım. biliyorum artık ayrılmak istediğini.". ah şarap kadehi, döndürme başımı. bırak yazayım içimdekileri. o şimdi bir katilin kollarında. benim katilimin... acımasız kolları ve elleri onu sarar şimdi. bu karanlık gece ve alkol kokusu... o bilmez alkolü. canidir, bir aşkın şerefsiz katili... yanlış yazılmamış adının yanındaki, o kurdeleli kağıtta. doğruymuş. oymuş. bir ayyaşın ne işi var o kağıtta. düşünmeliydim. bu dünya katillerin. bir caninin kollarında huzuru buldun sen. benim yıllardır aradığımı... dön artık ne olur. al bu kadeh senin olsun, al işte tek varlığım bu şarap kadehi, hepsi senin olsun. yeter ki gül bir kez ne olur, gül bir kez bana. o, elini tutarken ben uzaktan seyrettim seni. bırak seyredeyim seni. al şarap şisesi senin olsun, dudaklarından damlasın kadehime şarap, içeyim seni, ölene dek, seyredeyim seni...

artık çok geç demek için bile çok geç. yaşamak için de öyle...

 
aşk ne sana, ne bana kaldı
Salı, 14 Ekim 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
güç peşinde koşan kadınlar. ve onlara aşık olmakla lanetlenmiş ben... hayat bir yanılsama ise aşk da öyle. hüznümü yazdığım duvarlarımı boyamış annem. keşke onun anlattığı gibi olsaydı kadınlar, ya da ben hep onun öğrettiği kadarını bilseydim. ama yıllar oldu artık dönüşü olmayan yola gireli. kim bilir kaç kadın tanıdım annemden sonra. ve bir o kadar da senden sonra... tanımasaydım ben boyardım belki kendi odamın duvarlarını. oysa fırça tutmaktan ne kadar uzak şimdi yorgun ruhum.

dünyayı trabzon'un daracık sokaklarından ibaret sandığım günlerde tanıdım seni. yazmak ibadetim oldu sana. yazmazsam günahkarım. tanıdığım bütün kadınlar kıskandılar bu yüzden seni. ben de bu gece bir ayin düzenledim sana, cennetine girebilmek için. saf olsun diledim. ben de, cennetin de... boyalı duvarlarıma özgür bir aşk masalı yazmayı diledim ama özgürlük sorularımın oluşturduğu sisin ardında kaldı. özgürlük, seni sevmek gibi düşlerimin sırça köşkünde kaldı. özgürlük, aşkımla kalbimde gömülü kaldı. koca bir ömür geçti. aşk ne sana, ne bana kaldı.

 
kahve fincanındaki yansımanı saklıyorum sol yanımda
Cumartesi, 11 Ekim 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
gitmemelisin. gitmeliyim. gitme.

gözünün başka kimseyi görmediği o eski yalanım ben. hayallerim bana ihanet eder gibi. çalma seni hayallerimden. geçen yıllar, geçen zaman, değişen hayat, değişen her şey, bir tek kokun... artık hayata farklı, gözlerine aynı bakışım ondan. yarına kapattığım gözlerim, gözlerinin esaretini özlemiş. çok sevdiğim o kahve kokusu, saçlarının ışığıyla başımı döndürür olmuş yeniden. seninle göz göze geldiğim o bir kaç dakika için yaşamışım ben. anason kokusunu o an en sarhoş olabilmek için biriktirmişim. ne kadar uzun ve ne kadar kısa oturmuşuz o masada. sana doyamayacak kadar kısa, yıllarca beklenecek kadar uzun. aklımızda cevapsız sorular...

Read more...
 
ilkbahar yaz sonbahar kış
Salı, 07 Ekim 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
ilkbahar yaz sonbahar kış
bu böyle gidermiş

bu yazdan sonra da geldi sonbahar
ardından da kış var

dedim ki yaz gelse bu kış
zaman akarken yavaş yavaş

yürürken yollarında memleketimin eciş bücüş
olmasa kaldırımlarında yüzümü yakan o soğuk bu kış
ya da dese ki yaz "ben gelmiyorum"
bahar gelsin bu kış
çiçekleri açsa ağaçların
dalında bir kuş
bir sonu olsa sıradanlığımın
değiştirsem sırasını mevsimlerin
bahar gelmeli
bahar gelsin bu kış
 
sen gerçeksin, ölü olansa ben...
Pazar, 21 Eylül 2008
!!!This content has not been translated yet!!!

bir sebep arıyordum yaşamak için. kim bilir kaç insan hayatın anlamını aramıştı benden önce. onlar bulamamışlardı. ve ben de... neden dedim kendime, neden buradayım? burada oluşumun da, içimdeki bu tuhaf sıkıntının da bir sebebi yoktu. asıl sıkıldığım şey varlığımdı sanki. var oluşum beni yoruyordu artık. sensizliğin zorluğu yaşamanın zorluğuna dönüşmüştü. oysa sen her şeyden habersiz, sebepsiz hayatına devam ediyordun. evet eminim senin de, tüm insanların da yaşaması için bir sebep yoktu.

Read more...
 
neden hala buradasın?
Cuma, 11 Nisan 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
neden hala buradasın, burada yanımdasın? git diyorsun bana, gitmek bilmiyorsun. saçların ardımda her gün. sen otobüs camına yaslanmış bir demet altın sarısı saçsın benim için. bir hayalin yansıması, bir gülün yaprağındaki su damlası, ulaşılmaz bir gerçeğin rüyasısın.
şiir yazılana aittir. senin için de bir tane yazabilirim. ilk kez alıyormuşçasına derin bir nefes almak ve ayrılmak istemezcesine sımsıkı tutunmak o nefese, gitmesin, o da terk etmesin seni. bari bir nefes kalsın sana. yüzümde hissettiğim sıcak nefesim kadar benim olsan şimdi...

oysa ben sana pembe kır çiçeklerinden şiir yapacaktım.

 
herkesten soyut...
Çarşamba, 20 Şubat 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
yapma diyorum; kapatma gözlerimi dünyaya; ıslanmasın yanaklarım; hayal eden olmak istiyorum, hayal etmek istiyorum yeniden, çalma seni hayallerimden, incitme; çok kırılgan; hayaller, kalbim, senle dolu koca bir hayal kalbim; heyecanla titreyen eller ve dizler; yürüyebilmekten uzak, sana ulaşabilmek için tedirgin; bir çanta askısında birleşmiş güzel, uzun, beyaz parmakların, ürkekçe etrafa bakan gözlerin, yakın olmak kokuna, tedirgin, hala çok tedirgin, yaklaşırken umutlu, yanındayken mutlu, kesilecekmiş gibi olan nefesler ve saygıyla tokalaşan eller, ilk kez, ilk kez buluşan eller, hiç ayrılmayacakmışçasına, öyle bir duygu yoğunluğu sarmış ki bizi, soyutuz, herkesten soyut...
 
<< Start < Prev 1 2 Next > End >>

Results 1 - 11 of 20
Creative Commons License
programmer: n. an organism that turns caffeine into software.
original solarflare design by rhuk
lunarized by joomlashack

My computer geek score is greater than 100% of all people in the world! How do you compare? Click here to find out!