!!!This content has not been translated yet!!!
yazmak ibadetimdir sana. yazmazsam günahkarım.
 
 

bensizvemutlukal.com
Cuma, 19 Aralık 2008
!!!This content has not been translated yet!!!

bugün daha bir yalnız mı hissediyorsun kendini? durma, sen de üye ol ve paylaş bizimle. unutma senin gibi hisseden binlercesi varsa, asla yalnız değilsin.
http://bensizvemutlukal.com

yıllar önce serin bir bahar akşamı yazmaya başladım "bensiz ve mutlu kal"ı. bitmeyen kitabım, bir ömrün kitabı... paylaşmak istedim sonra. istedim ki ben anlatayım, siz dinleyin. siz anlatın, ben dinleyeyim. biz anlatalım, biz dinleyelim.

bir ömürsün sen. bir ömrün kitabı... bitmeyeceksin. ve bir gün benimle öleceksin. her bir harfin sonsuzluğa dağılacak. oysa ben kelime kelime, hece hece biriktirdim seni. sahip olduğumu sandığım ama aslında olmadığım her şey gibi sen de terk edeceksin beni. beni üzüyorsun kitap, hem de çok... ama gel gör ki seni yazmadan edemiyorum. sana onu yazmadan edemiyorum. çünkü sevmeden edemiyorum kitap, sevmeden edemiyorum...
 
o, elini tutarken ben uzaktan seyrettim seni
Pazar, 09 Kasım 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
mutsuzluğumu döktüm yazılarıma. budur dedim hüzün, acı çekmek budur. hiçbir şey değişmedi ama. göremedim dönüşünü. o, elini tutarken ben uzaktan seyrettim seni. ne kırabildim o sarı otobüsün camlarını, ne de durdurabildim o gri otobüsü. bırak seyredeyim seni, şarap kadehi beni benden alsın, parmaklarım teninde dolaşsın. ne kadar aciz, ne kadar zavallı, ne kadar da kaybedenim bu gece. her geceden daha öte... dökülen şarap kadehi o kurdeleli kağıdı kirletemiyor. sonsuza dek elin onunla. bense kaybedenim sonsuza dek. beceremiyorum hiçbir şeyi, yazmayı bile. en iyi yapabildiğim yazmak bile bu kadar... kelimelerim tanıdık, bildik, sıradan... acılarım da öyle... bırak seyredeyim seni uzaktan. tek yapabildiğim bu. güzel yüzünü seyredip, kokunu hayal etmek... bırak hüznüm arkadaş olsun bana, öylesine yalnızım ki. acıma bana ve sevme beni. ben hayalinle sırdaş her gece, anılarım koklar beni, tek dokunduğumsa şarap kadehi. müslüm baba söyler, herkes güler halime, bense avunurum hayalinle. tek dostumdur o. çok oldu dost bildiklerim beni terk edeli. kapılarımı kapattım gittiğin o gün. şimdi kimseler çalmaz kapımı. yokum ben. öylesine yalnızım, öyle hasretim ki sana... bir çalıversen kapımı. ayıcıklı pijamalarını giyip tekrar, desen ki "sen zeki bir insansın. bu yüzden seni çok seviyorum". oysa biliyorsun ki ellerimi titreten yıllardır, "ben zeki bir insanım. biliyorum artık ayrılmak istediğini.". ah şarap kadehi, döndürme başımı. bırak yazayım içimdekileri. o şimdi bir katilin kollarında. benim katilimin... acımasız kolları ve elleri onu sarar şimdi. bu karanlık gece ve alkol kokusu... o bilmez alkolü. canidir, bir aşkın şerefsiz katili... yanlış yazılmamış adının yanındaki, o kurdeleli kağıtta. doğruymuş. oymuş. bir ayyaşın ne işi var o kağıtta. düşünmeliydim. bu dünya katillerin. bir caninin kollarında huzuru buldun sen. benim yıllardır aradığımı... dön artık ne olur. al bu kadeh senin olsun, al işte tek varlığım bu şarap kadehi, hepsi senin olsun. yeter ki gül bir kez ne olur, gül bir kez bana. o, elini tutarken ben uzaktan seyrettim seni. bırak seyredeyim seni. al şarap şisesi senin olsun, dudaklarından damlasın kadehime şarap, içeyim seni, ölene dek, seyredeyim seni...

artık çok geç demek için bile çok geç. yaşamak için de öyle...

 
aşk ne sana, ne bana kaldı
Salı, 14 Ekim 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
güç peşinde koşan kadınlar. ve onlara aşık olmakla lanetlenmiş ben... hayat bir yanılsama ise aşk da öyle. hüznümü yazdığım duvarlarımı boyamış annem. keşke onun anlattığı gibi olsaydı kadınlar, ya da ben hep onun öğrettiği kadarını bilseydim. ama yıllar oldu artık dönüşü olmayan yola gireli. kim bilir kaç kadın tanıdım annemden sonra. ve bir o kadar da senden sonra... tanımasaydım ben boyardım belki kendi odamın duvarlarını. oysa fırça tutmaktan ne kadar uzak şimdi yorgun ruhum.

dünyayı trabzon'un daracık sokaklarından ibaret sandığım günlerde tanıdım seni. yazmak ibadetim oldu sana. yazmazsam günahkarım. tanıdığım bütün kadınlar kıskandılar bu yüzden seni. ben de bu gece bir ayin düzenledim sana, cennetine girebilmek için. saf olsun diledim. ben de, cennetin de... boyalı duvarlarıma özgür bir aşk masalı yazmayı diledim ama özgürlük sorularımın oluşturduğu sisin ardında kaldı. özgürlük, seni sevmek gibi düşlerimin sırça köşkünde kaldı. özgürlük, aşkımla kalbimde gömülü kaldı. koca bir ömür geçti. aşk ne sana, ne bana kaldı.

 
kahve fincanındaki yansımanı saklıyorum sol yanımda
Cumartesi, 11 Ekim 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
gitmemelisin. gitmeliyim. gitme.

gözünün başka kimseyi görmediği o eski yalanım ben. hayallerim bana ihanet eder gibi. çalma seni hayallerimden. geçen yıllar, geçen zaman, değişen hayat, değişen her şey, bir tek kokun... artık hayata farklı, gözlerine aynı bakışım ondan. yarına kapattığım gözlerim, gözlerinin esaretini özlemiş. çok sevdiğim o kahve kokusu, saçlarının ışığıyla başımı döndürür olmuş yeniden. seninle göz göze geldiğim o bir kaç dakika için yaşamışım ben. anason kokusunu o an en sarhoş olabilmek için biriktirmişim. ne kadar uzun ve ne kadar kısa oturmuşuz o masada. sana doyamayacak kadar kısa, yıllarca beklenecek kadar uzun. aklımızda cevapsız sorular...

Read more...
 
ilkbahar yaz sonbahar kış
Salı, 07 Ekim 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
ilkbahar yaz sonbahar kış
bu böyle gidermiş

bu yazdan sonra da geldi sonbahar
ardından da kış var

dedim ki yaz gelse bu kış
zaman akarken yavaş yavaş

yürürken yollarında memleketimin eciş bücüş
olmasa kaldırımlarında yüzümü yakan o soğuk bu kış
ya da dese ki yaz "ben gelmiyorum"
bahar gelsin bu kış
çiçekleri açsa ağaçların
dalında bir kuş
bir sonu olsa sıradanlığımın
değiştirsem sırasını mevsimlerin
bahar gelmeli
bahar gelsin bu kış
 
sen gerçeksin, ölü olansa ben...
Pazar, 21 Eylül 2008
!!!This content has not been translated yet!!!

bir sebep arıyordum yaşamak için. kim bilir kaç insan hayatın anlamını aramıştı benden önce. onlar bulamamışlardı. ve ben de... neden dedim kendime, neden buradayım? burada oluşumun da, içimdeki bu tuhaf sıkıntının da bir sebebi yoktu. asıl sıkıldığım şey varlığımdı sanki. var oluşum beni yoruyordu artık. sensizliğin zorluğu yaşamanın zorluğuna dönüşmüştü. oysa sen her şeyden habersiz, sebepsiz hayatına devam ediyordun. evet eminim senin de, tüm insanların da yaşaması için bir sebep yoktu.

Read more...
 
neden hala buradasın?
Cuma, 11 Nisan 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
neden hala buradasın, burada yanımdasın? git diyorsun bana, gitmek bilmiyorsun. saçların ardımda her gün. sen otobüs camına yaslanmış bir demet altın sarısı saçsın benim için. bir hayalin yansıması, bir gülün yaprağındaki su damlası, ulaşılmaz bir gerçeğin rüyasısın.
şiir yazılana aittir. senin için de bir tane yazabilirim. ilk kez alıyormuşçasına derin bir nefes almak ve ayrılmak istemezcesine sımsıkı tutunmak o nefese, gitmesin, o da terk etmesin seni. bari bir nefes kalsın sana. yüzümde hissettiğim sıcak nefesim kadar benim olsan şimdi...

oysa ben sana pembe kır çiçeklerinden şiir yapacaktım.

 
herkesten soyut...
Çarşamba, 20 Şubat 2008
!!!This content has not been translated yet!!!
yapma diyorum; kapatma gözlerimi dünyaya; ıslanmasın yanaklarım; hayal eden olmak istiyorum, hayal etmek istiyorum yeniden, çalma seni hayallerimden, incitme; çok kırılgan; hayaller, kalbim, senle dolu koca bir hayal kalbim; heyecanla titreyen eller ve dizler; yürüyebilmekten uzak, sana ulaşabilmek için tedirgin; bir çanta askısında birleşmiş güzel, uzun, beyaz parmakların, ürkekçe etrafa bakan gözlerin, yakın olmak kokuna, tedirgin, hala çok tedirgin, yaklaşırken umutlu, yanındayken mutlu, kesilecekmiş gibi olan nefesler ve saygıyla tokalaşan eller, ilk kez, ilk kez buluşan eller, hiç ayrılmayacakmışçasına, öyle bir duygu yoğunluğu sarmış ki bizi, soyutuz, herkesten soyut...
 
sıradan, cevap ve Sen...
Cumartesi, 04 Ağustos 2007
!!!This content has not been translated yet!!!
-uyudun mu?
-hayır.
-ne yapıyorsun?
-hiç... kitabımı az önce kapattım uyumak maksadıyla.
-uyuma. bana eşlik etmek istemez misin?
-nasıl?
-istediğin kadar özgür... olduğun kadar güzel... ve kokun kadar baş döndürücü...
-gerçek değilmiş gibi... gerçek gibi değil..
-gerçek dediğin nedir ki? dudaklarının o buruk tadıdır belki. hayali gerçek yapan kokun sanki.
-belki hepsi geçici, geçti bile sanki... herşey gibi...
-herşey gelip geçerken, geçenin ve senin elinden tutmak benim varlığımı göstermez mi? yalnızca seyretmek sıradanlık değil mi? şu an dudaklarını öpmemin hakkım olduğu gibi...
-kime, neye bu sitem? suçlu olduğum için mi tüm enerjimi, umutlarımı tüketiyorum? hak? benim hakkım bu mu? değiştiremiyorsam kabullenmekten başka ne yapabilirim?
-suç? hangi suçun cezası sensizlik? kural koyan bana mı sormuş ki şimdi benden uymamı beklesin? seni koynuma almak için kime hesap vermek gerek?
-yapma n'olur... korkuyorum... birilerinden, birşeylerden öç almaya kalkarsın diye... bunun hesabını kimse tutmaz ama benim hiçbir şeye inancım kalmaz.
 
Sana ve her zamana...
Cumartesi, 26 Mayıs 2007
!!!This content has not been translated yet!!!

Yalnızlığımdan bitap düşmüş titrek ellerim. Seni arar her yerde gözlerim. Seni anlatır sözlerim. Seni yaşarım ben, seni söylerim. Alkol girer kanıma, söyledikçe dökülür gözyaşlarım. Boynum bükülür, titrer ellerim. Zor gelir nefes bile almak. İçerim, durmadan içerim. Kelimeler olur dert arkadaşım. Saatlerce durmaksızın dertleşirim. Sonra elimle alnımı sıvazlar, saçlarımı koparırcasına çekerim. O öyle bir sıkıntı, öyle bir buhrandır ki yakar her yanımı. Sen dolaşırsın damarlarımda alkole tutunup. Bir araç olur alkol senin bana gelmene. Bu yüzden saçlarını otobüs camına dayayıp gittiğin o güneşli yaz gününden beri her gün içerim. İçtikçe kırarım camlarını o otobüsün. Tutup çekerim seni kolundan, sımsıkı sarılırım. Ama kollarımdan kurtulup geri dönersin o camları kırık sarı otobüse. Tüm dünya güler bana, sen de gülersin. Ve ben ağlarım. O günden beri her gün durmadan ağlarım. Karaların bir ucunu gözlerime bir ucunu da şarap şişesine bağlarım. Ben nereye gitsem o da benimle gelir. Taşıyamayacağım bir yüktür gidişin. Bu yüzden yıllardır oturur dururum o soğuk kaldırım taşının üstünde.

Read more...
 
oturuş
Salı, 26 Eylül 2006
!!!This content has not been translated yet!!!
oturuş... köşede bir adam var. arkasında apartman. karanlık var sıcağın koynunda. kaldırım var. üzerinde dudağını ısıran bir adam. oturuş. oturmuş. yanında bir karanlık. bir karaltı. özlemek var ki öyle bir özlemek. ulaşılmaz. yüce dağların ardında savrulan saçlar. yorgun. yarım cümleler. konuşmaktan uzak. ağlamaktan yakın. olmadığını iddia ederken zavallı. susuz. hadi kalk. başım dönüyor. su var mı? yürü! üzgün. çok üzgün. sıkıntı. içi sıkılan bir adam. oturuş. oturmuş.
Read more...
 
<< Start < Prev 1 2 3 Next > End >>

Results 12 - 22 of 28
Creative Commons License
programmer: n. an organism that turns caffeine into software.
original solarflare design by rhuk
lunarized by joomlashack

My computer geek score is greater than 100% of all people in the world! How do you compare? Click here to find out!