|
Perşembe, 15 Haziran 2006 |
|
-sustum-
yazmasam ölürüm ben...
ne zaman sen gelsen aklıma, ne zaman hüzün dolaşsa damarlarımda yazmalıyım, biliyorum. boş, karanlık sokaklarda dolaşıyorum. seni düşünüyorum... bazen asi bir gözyaşı yanaşıyor göz kapaklarıma. oysa bilmiyor paylaşılmaz olduğunu, sen gibi... bir seni yaşayamadım, bir de göz yaşlarımı...
içim sıkılınca derin bir nefes alırım. çaresiz olunca insan evrene sarılıyor. etrafımızdakileri fark etmek için acı duymak zorundayız, yoksa hayatın akışına kaptırıyoruz kendimizi. bize asıl acı verense, biz yokken dünyanın ne kadar değiştiğini fark etmemiz oluyor.
ben kederlenince harflerim boyunlarını bükerler. ama ben bükmem, yazarım. her şeyin acısını harflerimden çıkarırım. sen hiç yalnız başına yağmurda yürüdün mü? nefesinin havaya karışmasını izlerken ondan bir parça olduğunu düşündün mü? yalnızsam yağmurun dostluğuna sığınırım ben. sonra da yazarım, bükülür harflerimin boyunları. ah bir de bahar geceleri yok mu? ay ışığını göl-gemden bile sakınırım o zamanlar. yalnız benim olmalıdır ayışığı. oysa her sabah terk eder beni. o güneşi benden, ben onu her şeyden çok severim...
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Perşembe, 15 Haziran 2006 |
|
Ve yine özledim. Koşup boynuna sarılmak; tüm ıssızlığımdan kurtulmak ve sen olmak eskisi gibi; hayallerim; ayaküstü bir düş gibi; hızla akan suyun altında saçlarımdan kayıp giden masum bir şampuan köpüğü kadar beyaz; düşüyorum. Ve gittin. Sandalyen masandan uzaklaşıyor. Elleri kenetlenmiş; onları da ayırıyorsun. Saçlarını güneşten mahrum bırakan o boya kadar lanetleniyorsun; hayallerim; ağlamıyorum ve özledim; ayaktasın; o kalabalık havan benim yalnızlığıma gülüyor biliyorum; |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cumartesi, 26 Mayıs 2007 |
|
Yalnızlığımdan bitap düşmüş titrek ellerim. Seni arar her yerde gözlerim. Seni anlatır sözlerim. Seni yaşarım ben, seni söylerim. Alkol girer kanıma, söyledikçe dökülür gözyaşlarım. Boynum bükülür, titrer ellerim. Zor gelir nefes bile almak. İçerim, durmadan içerim. Kelimeler olur dert arkadaşım. Saatlerce durmaksızın dertleşirim. Sonra elimle alnımı sıvazlar, saçlarımı koparırcasına çekerim. O öyle bir sıkıntı, öyle bir buhrandır ki yakar her yanımı. Sen dolaşırsın damarlarımda alkole tutunup. Bir araç olur alkol senin bana gelmene. Bu yüzden saçlarını otobüs camına dayayıp gittiğin o güneşli yaz gününden beri her gün içerim. İçtikçe kırarım camlarını o otobüsün. Tutup çekerim seni kolundan, sımsıkı sarılırım. Ama kollarımdan kurtulup geri dönersin o camları kırık sarı otobüse. Tüm dünya güler bana, sen de gülersin. Ve ben ağlarım. O günden beri her gün durmadan ağlarım. Karaların bir ucunu gözlerime bir ucunu da şarap şişesine bağlarım. Ben nereye gitsem o da benimle gelir. Taşıyamayacağım bir yüktür gidişin. Bu yüzden yıllardır oturur dururum o soğuk kaldırım taşının üstünde.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Salı, 26 Eylül 2006 |
|
oturuş... köşede bir adam var. arkasında apartman. karanlık var sıcağın koynunda. kaldırım var. üzerinde dudağını ısıran bir adam. oturuş. oturmuş. yanında bir karanlık. bir karaltı. özlemek var ki öyle bir özlemek. ulaşılmaz. yüce dağların ardında savrulan saçlar. yorgun. yarım cümleler. konuşmaktan uzak. ağlamaktan yakın. olmadığını iddia ederken zavallı. susuz. hadi kalk. başım dönüyor. su var mı? yürü! üzgün. çok üzgün. sıkıntı. içi sıkılan bir adam. oturuş. oturmuş. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Pazartesi, 19 Haziran 2006 |
|
İkimiz farklı olmak için doğduk sanırım...
Ben uzun saçlı, geceleri yaşayan, yalnız bir bilgisayar dahisi; sen (gerçi senin de saçların uzun) kafelerin, diskoların bir numarası, sosyalist...
Uzun yıllar geçirdik seninle, bu sayfadaki herkesten daha uzun; tam tamına senin ömrün kadar. Küçükken evcilik oynardık köyde, bahçede çadır kurardık, saklambaç oynardık. Her zaman mızıkçıydın, hiç ebe olmadın. Meşhur kaybolmalarınla annemi çileden çıkarırdın. Senin şimdi mezun olduğun okula başladığım ilk gün(yıl 1992) bana senin kaybolma haberin ulaştığında hiç şaşırmamıştım. Annemin hışmından nasıl kurtuldun hala anlamış değilim. Ha bir de meşhur bayılmaların vardı. “Nurcan bayıldı” diye haber geldiğinde tepkilerim yine farklı olmazdı.
Seni kızdırmak özel zevklerim arasındaydı, senin de kızmak... Kızdığında çıkardığın tuhaf sesleri en üst kattaki komşu da bizimle paylaşırdı. Çok memnun olduğuna eminim. Her gün kavga ederdik. Dayak yemek hoşuna gidiyordu herhalde, asla pes etmezdin. Aynı odayı paylaştığımız günlerde sen yatağını oyuncaklarınla paylaşırdın. Aslında buna pek paylaşmak denemezdi. Oyuncaklarından kalan ufacık alandan “Abi! Ben buraya sığmadım” diye seslenmeni hiç unutmayacağım.
Bir de kabusların vardı. Beni uyutmamak için mi yapardın bilmiyorum, her gece uyanıp su isterdin. Sonraları kitap tutkun başladı. Altı yüz sayfalık kitabı bir gecede okuduktan sonra bitti diye ağlayışın hayatım boyunca aklımdan çıkmayacak.
Ben de melek değildim elbette. O şarkıları seni kızdırmak için söylediğime emin olabilirsin. Ama bunda bütün suç benim değil. Ne yapayım? Sesimin bu kadar kötü olmasını ben istemedim ki! Yalnız, sen bebekken beşiğini devirmiştim. İşte onda hiçbir suçum yoktu. Ben salladıkça sen gülüyordun. Tamam iyi yoldayız dedim ama biraz fazla kaçırmışım sanırım.
Sabah uykusunu küçükken de çok severdin. Annem saçlarını bağlarken hala uyuyor olurdun. Hatta okula gidiş yolunda bile hala uyuduğuna emindim. Okul müdürüne miyav deyip çikolata alan, müdür yardımcısını ıslatıp tekmeleyen, öğretmenlere dil çıkaran, yazılılarda sınıftan çıkıp anneme soru soran gelmiş geçmiş tek öğrenci sendin sanırım.
Birlikte matematik çalıştığımız zamanlar da komedi filmlerini aratmazdı. f(x)'in değerinin değişken olabileceğini asla kabullenememiştin. f(x) senin için hala 2 değil mi? Öyle ya delikanlı fonksiyon sözünde durur.
Zaman hayatımızda çok şeyi değiştirdi. Bir zamanlar telefona bakmak için yarışırdık. Şimdi telefon çaldığında kıpırdamıyoruz bile. Zaten kıpırdamak senin pek de sevdiğin bir şey değildi. Köyde en çok sevdiğin eşyan yorganındı. Her boş vaktini onunla geçirirdin. Boş vakitlerin haricinde uyurdun zaten.
Sen olmasaydın hayat gerçekten çok sıkıcı olurdu. Sanırım itiraf etmek zorundayım,
“İyi ki varsın”...
Ağabeyin
Fehmi Can SAĞLAM
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 6 - 10 Toplam: 17 |