|
aşk ne sana, ne bana kaldı |
|
|
|
|
Salı, 14 Ekim 2008 |
!!!This content has not been translated yet!!! güç peşinde koşan kadınlar. ve onlara aşık olmakla lanetlenmiş ben...
hayat bir yanılsama ise aşk da öyle. hüznümü yazdığım duvarlarımı boyamış annem.
keşke onun anlattığı gibi olsaydı kadınlar, ya da ben hep onun öğrettiği kadarını
bilseydim. ama yıllar oldu artık dönüşü olmayan yola gireli. kim bilir kaç kadın
tanıdım annemden sonra. ve bir o kadar da senden sonra... tanımasaydım ben boyardım
belki kendi odamın duvarlarını. oysa fırça tutmaktan ne kadar uzak şimdi yorgun ruhum.
dünyayı trabzon'un daracık sokaklarından ibaret sandığım günlerde tanıdım seni. yazmak
ibadetim oldu sana. yazmazsam günahkarım. tanıdığım bütün kadınlar kıskandılar bu yüzden
seni. ben de bu gece bir ayin düzenledim sana, cennetine girebilmek için. saf olsun diledim.
ben de, cennetin de... boyalı duvarlarıma özgür bir aşk masalı yazmayı diledim ama özgürlük
sorularımın oluşturduğu sisin ardında kaldı. özgürlük, seni sevmek gibi düşlerimin sırça
köşkünde kaldı. özgürlük, aşkımla kalbimde gömülü kaldı. koca bir ömür geçti. aşk ne sana,
ne bana kaldı.
|